BOZKIR TAHİNİ

Değerli Müşterilerimiz www.bozkırtahini.com.tr olarak tüm Bozkır Tahini  markalarını satın alabileceğiniz bir satış sitesi oluşturma gayreti içesindeyiz.

Sizlere daha iyi hizmet vermek adına tüm markalarla görüşme sağlayarak bu platform altında tüm ürünleri satışa açmak için çalışmalarımız devam etmektedir. 

     

Bozkır Tahini Tarihçe

            Bozkır, Konya iline 120 km mesafede olan şirin bir ilçedir. "Bozkır" kelimesinin anımsattığı coğrafi koşulların aksine ortasından dere akan, dağlık ve ormanlık alanlarla çevrilidir. İlçenin ortasından akan dere Çarşamba çayı olarak bilinmekte Anadolu Türkülerine dahi konu olmuştur. Yazımız itibari ile 3 merkez mahalleden oluşan ilçemizin merkez nüfusu 8500 genel nüfusu ise 26000 civarındadır.

            İlçe ortasından akan derenin geçtiği köylerde yıllar önce değirmenler inşa edilmiş olup bu değirmenler sayesinde yöre halkı geçimini sağlamıştır. Tüm ilçenin hububat ürünleri bu değirmenlerde işlenmiştir. Bozkır belediyesinin verdiği bilgiler doğrultusunda ilçede vergiye kayıtlı 46 su değirmeninin çalışmış olduğu tespit edilmiştir. Değirmenlerin tarihçesi Osmanlı zamanına uzanmakta olup Bozkır Tahini üretimi ise 1950 li yıllarda başlamıştır. Bu değirmenler genellikle akarsunun ilk doğduğu ve akıntı eğiminin fazla olduğu Sorkun, Dere ve Çağlayan mahallerinde kurulmuştur. Su değirmenlerinin kuruluş amacı, ilçenin köylerinde üretilen  buğday, arpa, nohut gibi tahılların öğütülmesi için yapılmış olmalarıdır.

            Bozkır ilçesinin Antalya'nın Manavgat ilçesine 150 km  uzaklıkta olmasına rağmen iki ilçe halklarının yaz aylarında toros dağları eteklerindeki yaylalara göç etmelerinden dolayı komşuluk ilişkileri kaçınılmaz olmuştur. Bahar aylarında başlayan bu göç sonrası oluşan komşuluk ilişkisinin "Torosların Karlı Dağlarından Anadolu'ya Yayılan Lezzet Efsanesi" olan Bozkır Tahini'nin oluşumundaki etkisi çok büyüktür. Bozkır iki yöre halkının eski ticaretlerde olduğu üzere ürün değişimi ile birlikte Manavgat susamı ile tanışmıştır. Bozkır köylerinden arpa, buğday, nohut alan Manavgat yayla göçmenleri (Yörük) ilçe halkına susam vermişlerdir. İlk zamanlar susamı nasıl değerlendireceğini bilmeyen yöre halkı değirmenler sayesinde susamı öğüterek Tahin şeklinde katma değer katarak ürünü değerlendirmeye başlamıştır. 

           Temin edilen susam ilk olarak ıslanma havuzlarına alınıp taş gibi susama göre özgül ağırlığı daha fazla olan yabancı maddelerden ayrıştırılması için tuzlu su havuzlarına dökülmekteydi. İçerine biraz tuz karıştırılan su havuzlarında taş gibi yabancı maddeler altta kalırken susam yüzeye çıktığından bir elek vasıtası ile alınıp diğer temiz havuza alınmaktaydı. Zamanla susamların elenerek ve daha temiz şekilde temin edilmesinden dolayı bu tekniği kullanan firma çok azalmıştır. Teknolojinin gelişmemiş olduğu  o yıllarda odun ateşi ile ısıtılan fırınlardaki susam insan gücüyle gelberi denilen alet vasıtasıyla karıştırılmakta, fırınlardan alınan susam yine insan yardımıyla el eleklerinden geçirilerek elenmekteydi. Daha sonraki yıllarda pelet denilen odun parçacıkları ile ısıtılan susam kazanlarında kavrulmaya devam etmiş ve elektrikli makine elekleri kullanılmaya başlamıştır. Tonlarca ağırlığındaki taş değirmenlerin arasına sepetler yardımı ile dökülen susam iki taş arasında öğütülerek (ezilerek) tahin olarak ortaya çıkmaktadır.

            Günümüz itibari ile  7 üretici ile devam eden üretim bir kaç firmanın butik üretim şekli olan odun ateşindeki fırınlarda olan üretim şekline ilginin armasından dolayı bu üretime dönüş yapmışlardır.

            Sizlerde bu eşsiz lezzetle tanışmak ister misiniz?


Ürün Karşılaştır (0)

Bu kategoride ürün bulunamadı.